Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İnsan olmak; sadece aynı havayı solumak, aynı sokaklarda yürümek ya da aynı toplumun bir parçası olmak değildir. İnsanlığı belirleyen asıl değer; karakter, ahlak, vicdan ve ilkeleridir. Bir insanın gerçek kimliği, rahat zamanlarda söyledikleriyle değil; zor zamanlarda sergilediği tavırla ortaya çıkar.
Hayatın her döneminde doğruları söyleyen insanlar olduğu gibi, yalanı, iftirayı, hakareti ve karalamayı kendisine alışkanlık haline getirmiş insanlar da vardır. Bu kişiler, fikir üretemediklerinde iftiraya, haklı çıkamadıklarında hakarete, delil bulamadıklarında ise yalana sığınırlar. Çünkü doğrularla mücadele edemeyenlerin en kolay yolu, insanların itibarına saldırmaktır.
Ancak unutulmaması gereken bir gerçek vardır; iftira atan, yalan söyleyen, insanların arkasından konuşan ve menfaati uğruna her türlü değeri ayaklar altına alan kişi, bunu bir kez yapıyorsa ikinci kez de yapabilir. Çünkü karakter, insanın en zor değişen yönüdür. Bir hata pişmanlıkla telafi edilmeye çalışılırsa elbette affedilebilir. Ancak kötülüğü alışkanlık hâline getiren, aynı yanlışı sürekli tekrarlayan insanlar için artık bu bir hata değil, karakter meselesidir.
Bu nedenle kötü niyetli insanlardan uzak durmak, onlarla aynı yolda yürümemek, aynı hedefe yönelmemek ve hayatınızda onlara yer vermemek en büyük erdemlerden biridir. Çünkü insan, birlikte yürüdüğü insanların karakterinden mutlaka etkilenir. Bugün başkasına iftira atan, yarın size de atar. Bugün başkasını satan, yarın sizi de satar. Bugün başkasının arkasından konuşan, yarın sizin arkanızdan da konuşur. Kötülük, sınır tanımaz; fırsat bulduğu her yerde kendini tekrar eder.
Böyle insanlarla mücadele etmenin yolu ise onların seviyesine inmek değildir. Aynı dili kullanmak, aynı yöntemlere başvurmak ya da aynı çirkinlikleri yapmak, haklı olanı haksız duruma düşürür. Asıl erdem; doğruluktan ayrılmadan, vakarını koruyarak, ilkelerinden taviz vermeden dimdik ayakta kalabilmektir. Çünkü hakikat er ya da geç ortaya çıkar. İftiranın ömrü kısa, doğruluğun ömrü ise insanlık tarihi kadar uzundur.
Omurgalı olmak; rüzgara göre yön değiştirmemektir. Menfaati için dostunu satmamak, makam uğruna değerlerinden vazgeçmemek, korkudan susmamak ve çıkarı için doğruları eğip bükmemektir. Omurgalı insanlar kaybetmeyi göze alırlar ama karakterlerini kaybetmezler. Çünkü bilirler ki insanın gerçek itibarı, sahip olduğu makamla değil, sergilediği duruşla ölçülür.
Bugün toplum olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey; daha çok makam sahibi insan değil, daha çok karakter sahibi insandır. Birbirimize iftira atmak yerine doğruları konuşmayı, nefret yerine saygıyı, çıkar yerine vicdanı hâkim kılmayı başarmalıyız. Güçlü toplumlar, omurgalı insanların omuzlarında yükselir.
Rabbim bizleri doğruluktan ayrılmayan, kul hakkına girmeyen, iftira ve haksızlıktan uzak duran, sözünün eri ve omurgalı insanlardan eylesin. Unutmayalım ki insanın en büyük sermayesi makamı, serveti ya da gücü değil; geride bıraktığı onurlu duruşudur.