MEIN NAME IST NICHT “AUSLÄNDER“ (Benim Adım “Yabancı” Değil)

Yayınlama: 07.06.2026
A+
A-

Kaleme aldığım yeni kitabımdan sizlere birkaç satır okumak istiyorum.

Bu satırlar bir ülkeye, bir millete ya da belirli bir insana değil; kendini bazen yalnız hisseden, anlaşılmayan, görünmeyen bütün insanlara yazıldı.

Çünkü insanlık tarihi boyunca değişmeyen bir gerçek vardır:

İnsan, en çok ekmek eksikliğinden değil, değer eksikliğinden yorulur.

Bir insanı açlık kadar,
hor görülmek de yaralar.

Bir insanı savaş kadar,
yalnızlık da tüketir.

Ve bazen insan, en ağır yükü omuzlarında değil, kalbinde taşır.

Almanca’da bazı kelimeler vardır ki yalnızca bir anlam taşımaz; aynı zamanda bir dünya görüşünü anlatır.

Ausländer derler…
Yani “yabancı”.

Oysa hiçbir çocuk dünyaya yabancı olarak gelmez.

Sonradan öğrenir insanlar birbirlerini ayırmayı.

Sonradan öğrenir sınırları.

Sonradan öğrenir önyargıları.

Ve böylece büyür:

Vorurteil.
Yani önyargı.

Önyargı, gerçeği görmeden verilen hükmün adıdır.

İnsanlığı en çok yaralayan şeylerden biri de budur.

Ama insanı ayakta tutan başka kelimeler de vardır.

Würde.
İnsan onuru.

Bir insanın sahip olduğu en sessiz ama en güçlü değerdir.

Ne satın alınabilir,
ne de bir makam tarafından verilebilir.

Çünkü onur, insanın içinde taşadığı görünmez bir vatandır.

Respekt.
Saygı.

Belki de dünyanın en ucuz ama en az bulunan hazinesi.

Bir bakışta vardır.

Bir selamda vardır.

Bir insanı gerçekten dinleyebilmekte vardır.

Ve bazen bir insanın bütün yaralarını iyileştirecek kadar güçlüdür.

Menschlichkeit.
İnsanlık.

Dinlerden önce vardı.

Sınırlardan önce vardı.

Dillerden önce vardı.

Ve bütün medeniyetler yıkıldıktan sonra da var olmaya devam edecektir.

Çünkü insanı insan yapan şey güç değil;

merhamettir.

Verständnis.
Anlayış.

Karşımızdakini kendimize benzetmeye çalışmadan anlayabilmek…

Belki de gerçek bilgelik budur.

Anerkennung.
Takdir görmek.

Her insanın derinlerinde sessizce beklediği şey…

Bir teşekkür.

Bir “seni görüyorum” cümlesi.

Bir “emeğin değerlidir” sözü.

Bazen bir ömür boyunca aranır.

Hoffnung.
Umut.

Karanlık zamanların en inatçı ışığı.

İnsan her şeyini kaybedebilir.

Ama umudunu kaybettiğinde yolunu da kaybeder.

Ve sonunda geriye şu kalır:

Gemeinschaft.
Dayanışma.

Zusammenhalt.
Birlik ve beraberlik.

Çünkü hiçbir insan tek başına bir dünya kuramaz.

Bir ağacı ayakta tutan kökler gibi,
bir toplumu ayakta tutan da insanların birbirine tutunabilmesidir.

Belki de insanlığın en büyük sorunu farklı olmamız değildir.

Birbirimizi tanımadan yargılamamızdır.

Ve belki de insanlığın en büyük umudu şudur:

Bir gün insanlar pasaportlardan önce gözlere bakmayı öğrenir.

İsimlerden önce hikâyeleri dinler.

Kimliklerden önce kalpleri görür.

İşte o gün “yabancı” kelimesi anlamını kaybedecektir.

Çünkü hiçbir insanın gerçek adı yabancı değildir.

İnsanın gerçek adı;

İnsan’dır.

Mehmet Ertekin
Gazeteci ve İnsani Yardım Aktivisti

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.