Kudüs’ün Sessiz Çığlığı

Yayınlama: 24.06.2026
A+
A-

Asırlardır peygamberlerin iz bıraktığı, duaların gökyüzüne yükseldiği, milyonlarca insanın gönlünde ayrı bir yere sahip olan mukaddes bir beldedir. Bu yüzden Kudüs’te yaşanan her acı, sadece o topraklarda yaşayan insanların değil, bütün insanlığın yüreğine dokunmaktadır.

Bugün Kudüs’e ve Filistin’e baktığımızda içimizi burkan manzaralarla karşılaşıyoruz. Yıkılan evler, yetim kalan çocuklar, evlat acısıyla gözyaşı döken anneler… Bunlar bir haber başlığından ibaret değildir. Bunlar gerçek hayatlar, gerçek acılar ve gerçek dramlardır.

Dinimiz bize zalimin karşısında, mazlumun yanında durmayı emreder. Peygamber Efendimiz (sav), “Zulme engel olun” derken sadece bir döneme değil, bütün zamanlara seslenmiştir. Çünkü adalet, İslam’ın temel direklerinden biridir. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, merhametin olmadığı yerde insanlık yaşayamaz.

Bugün Kudüs’te yaşananlara bakarken meseleye sadece siyasi pencereden bakmak eksik kalır. Burada aynı zamanda büyük bir vicdan muhasebesi vardır. Çünkü vicdan sahibi her insan, hangi milletten ve hangi inançtan olursa olsun, masum insanların çektiği acılar karşısında üzülür. Bir çocuğun gözyaşı ne siyasetin ne de çıkar hesaplarının konusu olabilir.

Kur’an-ı Kerim’de bir insanın haksız yere öldürülmesinin bütün insanlığın öldürülmesi gibi olduğu bildirilir. Bu ilahi ölçü bize insan hayatının ne kadar değerli olduğunu göstermektedir. İşte bu yüzden Kudüs’ten yükselen her feryat, insanlığın ortak vicdanına yapılan bir çağrıdır.

Ne yazık ki günümüz dünyasında güçlü olanın sesi daha çok duyulurken, mazlumların sesi çoğu zaman duyulmaz hale geliyor. Oysa Allah katında üstünlük güçte değil, haklılıkta ve takvadadır. Tarih boyunca zalimler kendilerini güçlü sandılar ama sonunda kazanan hep hakikat oldu.

Bizler belki kilometrelerce uzakta yaşıyoruz. Ancak gönül coğrafyasında mesafeler yoktur. Kudüs denildiğinde içimizin sızlaması, oradaki insanların acısına üzülmemiz, dualarımızda onları unutmamamız bundandır. Çünkü Müslüman, kardeşinin derdiyle dertlenendir. İnsan ise başka insanların acısına kayıtsız kalmayandır.

Bugün yapılması gereken; öfkeyi büyütmek değil, adalet talebini yükseltmektir. Nefreti çoğaltmak değil, vicdanı diri tutmaktır. Çocukların ölmediği, insanların inançlarından dolayı baskı görmediği, kutsal mekânların gölgesinde huzurun hâkim olduğu bir dünya istemek en doğal hakkımızdır.

Kudüs, sadece taşlardan örülmüş bir şehir değildir. Kudüs bir emanettir, bir hatıradır, bir duadır. Ve aynı zamanda insanlığın vicdan sınavıdır. Bu sınavda susanlar da konuşanlar da, görmezden gelenler de mazlumun yanında duranlar da tarihin sayfalarında yerini alacaktır.

Değerli Dostlar;

Dileğimiz odur ki bir gün Kudüs yeniden barışın şehri olsun. Çocukların korkmadan oynadığı, annelerin gözyaşı dökmediği, ezanların ve duaların huzur içinde yükseldiği günler gelsin. O güne kadar da vicdanımızı diri tutmak, adaleti savunmak ve mazlumlar için dua etmek insanlık görevimiz olarak kalacaktır.

Selam ve Dua ile…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.