ÇOCUĞUN İLK ÖĞRETMENİ ANNESİ VE BABASIDIR

Yayınlama: 19.04.2026
A+
A-

Son dönemde okullarda yaşanan ölümlü olaylar, toplum olarak hepimizi derinden sarsıyor. Eğitim yuvaları olması gereken okulların, zaman zaman korku ve endişeyle anılması kabul edilebilir bir durum değil. Elbette bu noktada ilk akla gelen konu güvenlik önlemleri oluyor. Kamera sistemleri, güvenlik görevlileri, kontrollü giriş-çıkışlar… Bunların hepsi gerekli ve önemli adımlar.

İlimizde de bu konuda ciddi tedbirlerin alındığını görüyoruz. Okulların fiziki güvenliği her geçen gün daha da güçlendiriliyor. Ancak tüm bu önlemlere rağmen yaşanan olaylar bize tek bir gerçeği hatırlatıyor: Sorun sadece okulda başlamıyor.

Asıl mesele, çocuklarımızı nasıl yetiştirdiğimizle doğrudan ilgili.

Bir çocuğun karakteri, davranış biçimi ve hayata bakışı büyük ölçüde ailede şekillenir. Sevgi, saygı, empati, sabır gibi değerler evde öğrenilir. Eğer bu temel değerler yeterince verilmezse, okulda alınan önlemler sadece yüzeyde kalır.

Bugün çocuklarımızın elinde sınırsız bir dünya var. Sosyal medya, dijital oyunlar ve kontrolsüz içerikler, onların ruh dünyasını ciddi şekilde etkiliyor. Ailelerin burada daha dikkatli olması gerekiyor. Çocuklarımızı sadece büyütmek yetmez; onları anlamak, dinlemek ve doğru yönlendirmek zorundayız.

Her istediklerini yapmak, onları mutlu etmek anlamına gelmez. Aksine sınır koyulmayan, “hayır” kelimesini duymayan çocuklar, ilerleyen süreçte hem kendileri hem de çevreleri için sorun haline gelebilir. Disiplin, sevginin bir parçasıdır.

Aileler çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğini bilmeli, okul hayatını yakından takip etmeli ve gerektiğinde öğretmenlerle sürekli iletişim halinde olmalıdır. Çocuklar yalnız bırakıldığında değil, ilgisiz bırakıldığında kaybolur.

Bugün burada bir gazeteci olarak açıkça ifade etmek gerekiyor: Bu mesele sadece devletin ya da okulların sorumluluğu değildir. En büyük sorumluluk ailelerin omuzlarındadır. Çocuğun ilk öğretmeni annesi ve babasıdır. Evde verilen eğitim sağlam değilse, okulda alınan hiçbir önlem tek başına yeterli olmayacaktır.

Ailelere düşen görev; çocuklarının hayatına sadece maddi değil, manevi anlamda da dokunmaktır. Onlarla konuşmak, onları dinlemek, davranışlarını gözlemlemek ve gerektiğinde sınır koymak bir tercih değil, zorunluluktur. Özellikle dijital dünyada geçirilen sürenin kontrol altına alınması, zararlı içeriklerden uzak tutulmaları ve doğru rol modellerle büyümeleri büyük önem taşımaktadır.

Unutmayalım ki; ilgisiz bırakılan her çocuk, dış etkilere açık hale gelir. Bu da hem kendi geleceğini hem de toplumun huzurunu tehdit eden sonuçlar doğurabilir.

Unutmayalım ki; güvenli bir okul ortamı sadece kapıdaki güvenlik görevlisiyle sağlanmaz. Asıl güvenlik, bilinçli aileler ve sağlıklı bireyler yetiştirmekle mümkün olur.

Bugün atacağımız doğru adımlar, yarının huzurlu toplumunu inşa edecektir.

Geçtiğimiz gün Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından, suça sürüklenen çocuklara yönelik cezaların artırılmasının gündemde olduğunu açıkladı. Bakan Gürlek, bu kapsamda sosyal medya düzenlemeleri ve teşvik edici yayınlara karşı yeni tedbirlerin de alınacağını ifade etti. Bakanın bu açıklamaları ve alınması planlanan önlemler de son derece önemlidir.

Ayrıca, ruhsatlı silahların dahi çocukların erişemeyeceği şekilde muhafaza edilmesi gerektiğini vurgulayan Gürlek, aksi durumda doğacak suçlarda ruhsat sahibine de cezai sorumluluk getirilmesine yönelik 6136 sayılı yasada düzenleme yapılmasının planlandığını belirtti.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.