Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bilinçli bir Müslüman olmak için “okumak” şarttır.
Çünkü insan, bilmediğini okuyarak öğrenir; öğrendiğini düşünerek idrak eder, idrak ettiğini yaşayarak hayatına yansıtır.
Rabbimizin Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Hira’da ilk vahiy olarak indirdiği Alak Suresi’nin ilk beş ayeti de bizlere bunu en güzel şekilde hatırlatmaktadır:
“Yaratan Rabbinin adıyla oku!
O, insanı bir alaktan yarattı.
Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
O, kalemle yazmayı öğretendir.
İnsana bilmediğini O öğretti.”
(Alak, 96/1-5)
Bu ayetlerde “oku” emrinin iki kez tekrar edilmesi, okumanın ve öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu bizlere göstermektedir.
Ancak burada bahsedilen okumayı yalnızca bir kitabın sayfalarını okumak olarak düşünmemek gerekir. İnsan önce kendini okumalı, sonra Rabbini tanımaya gayret etmeli, kâinat kitabını tefekkür etmeli ve öğrendiklerini hayatına aktarmalıdır.
Çünkü insan kendisini tanımadan Rabbini tanıma yolunda ne kadar ilerleyebilir?
Ebû Saîd el-Harrâz’ın,
“Nefsinde olanı bilmeyen Rabbini nasıl bilebilir?”
sözü bu noktada oldukça anlamlıdır. Bu söz daha sonra tasavvufî gelenekte “Nefsini bilen Rabbini bilir.” şeklinde meşhur bir vecizeye dönüşmüştür.
Peki, bilinçli bir Müslüman olmak için okumak yeterli midir?
Elbette hayır.
Okumak başlangıçtır. Bilmek önemlidir fakat bildiğini yaşamak daha da önemlidir.
İnsan istediği kadar okusun, istediği kadar bilgi sahibi olsun; öğrendiklerini hayatına aktarmadığı, bildikleriyle amel etmediği sürece o bilginin gerçek anlamda kendisine faydası dokunmayacaktır.
Çünkü bilmek başka, bildiğiyle yaşamak başkadır.
Bazen insanın çok şey bilmesi değil, bildiği hakikati hayatında ne kadar uyguladığı önemlidir.
Bu sebeple yalnızca “bilen” değil, bildiğiyle amel eden bir Müslüman olmaya gayret etmeliyiz.
Zira bilen fakat bildiğiyle amel etmeyen insanın sorumluluğu, bilmeyen insandan daha ağır olabilir. Çünkü bilgi, beraberinde sorumluluk da getirir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Amellerin Allah Teâlâ’ya en sevimli olanı, az da olsa devamlı yapılanıdır.”
(Müslim, Müsâfirîn, 218)
Demek ki mesele yalnızca çok şey yapmak değildir. Asıl mesele, doğru bildiğimiz şeyleri az da olsa istikrarlı bir şekilde hayatımıza geçirmek ve bunu devam ettirebilmektir.
Bir güzel söz vardır:
“İlim, amel edilmedikçe sahibine yük olur.”
İşte bilinçli bir Müslüman olmanın yolu da burada başlar:
Okumak, öğrenmek, anlamak ve öğrendikleriyle amel etmek.
Okumak, Yaşamak ve Yaşatmak
Bilinçli bir Müslümanın sorumluluğu sadece kendisiyle de sınırlı değildir.
İnsan, öğrendiği güzel bilgiyi ve yaşadığı hakikati başkalarıyla paylaşmaya da gayret etmelidir.
Bunun adına tebliğ, yani bildirmek ve ulaştırmak diyebiliriz.
Fakat tebliğ yalnızca konuşmak değildir.
Bazen güzel bir söz tebliğdir.
Bazen bir tebessüm…
Bazen bir iyilik…
Bazen bir gönül almak…
Bazen de insanların karşısında söylediklerimizi kendi hayatımızda yaşayabilmektir.
Çünkü insanın davranışı, çoğu zaman sözünden daha güçlü bir tebliğdir.
Allah (c.c.) cömerttir ve cömertliği sever. Cömertliği yalnızca maddi anlamda düşünmek de doğru değildir. İnsan sahip olduğu sevgiyi, saygıyı, vefayı, güzel ahlakı ve bilgiyi de paylaşabilir.
Bilgiyi paylaşmak da bir cömertliktir.
İnsanın öğrendiği bir hakikati başka bir insana öğretmesi, onun gönlüne güzel bir düşünce aşılaması ve doğruyu bulmasına vesile olması ne büyük bir nimettir.
Fakat burada önemli bir nokta daha vardır:
İnsan kendisini yetiştirmeden başkasını yetiştiremez.
Kendisine faydası olmayan bir insanın başkasına kalıcı anlamda fayda sağlaması oldukça zordur.
Bu yüzden önce kendimizden başlamalıyız.
Önce okuyacağız.
Sonra anlayacağız.
Sonra yaşayacağız.
Sonra da yaşadığımız güzellikleri başkalarına aktaracağız.
Yani:
Oku → Anla → Yaşa → Yaşat.
Bilinçli bir Müslüman, hakikat yolunda yürümek için önce okur. Okuduğunu anlamaya çalışır. Anladığıyla amel eder. Amel ettiği güzellikleri de güzel bir ahlak ve güzel bir üslupla çevresine yansıtır.
Çünkü gerçek anlamda bilinç; sadece çok şey bilmek değil, bildiğinin farkında olmak ve bildiğini hayatına taşıyabilmektir.
Bugün belki hepimizin kendimize şu soruyu sorması gerekiyor:
“Ben ne kadar biliyorum?”dan önce, “Bildiklerimin ne kadarını hayatımda yaşıyorum?”
Belki de asıl mesele budur.
Değerli dostlar;
Bilinçli bir Müslüman olmak istiyorsak okumaktan vazgeçmeyelim. Kendimizi tanımaya, Rabbimizi tanımaya, kâinatı ve hayatı tefekkür etmeye gayret edelim.
Fakat okumakla yetinmeyelim.
Okuduklarımızı yaşayalım.
Yaşadıklarımızı güzelleştirelim.
Güzellikleri de başkalarına yaşatalım.
Çünkü okumak bizi bilmeye, bilmek yaşamaya, yaşamak ise yaşatmaya götürmelidir.
Rabbim bizlere hak ile okumayı, hakikate yol almayı, hakkı tavsiye edip batıldan yüz çevirmeyi, öğrendiklerimizle amel etmeyi ve hayra vesile olmayı nasip eylesin.
Allah (c.c.) bizleri okuyan, anlayan, yaşayan ve yaşatan kullarından eylesin. Amin.