Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Her yıl baharın ilk müjdesiyle birlikte Anadolu’nun, Mezopotamya’nın ve kadim coğrafyamızın dört bir yanında bir ateş yanar. Bu ateş sadece baharın gelişi değildir; aynı zamanda umudun, yeniden doğuşun ve kardeşliğin sembolüdür. İşte o ateşin adı Nevroz’dur.
2026 Nevroz’u, yüreğimizde en çok büyütmemiz gereken dilek belki de aynı: Bu toprakların insanları için barış, huzur ve kardeşlik.
Asırlardır aynı dağların rüzgârını soluyan, aynı nehirlerin suyunu içen, aynı gökyüzünün altında yaşayan insanlar olarak aslında kaderimiz de ortaktır. Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla bu ülkenin her bir ferdi aynı toprağın hikâyesini paylaşır. Bazen acılarımız farklı gibi görünse de gözyaşının rengi hep aynıdır.
Nevroz ateşi işte tam da bu yüzden kıymetlidir. Çünkü o ateş yalnızca bir geleneğin değil, karanlıktan aydınlığa çıkmanın sembolüdür. Yüzyıllardır yakılan o ateş, insanlığa aynı mesajı verir:
Karanlık ne kadar uzun sürerse sürsün, sonunda mutlaka bir bahar gelir.
Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey de belki tam olarak budur. Birbirimizi anlamaya daha çok çalıştığımız, farklılıklarımızı bir ayrılık sebebi değil zenginlik olarak gördüğümüz bir iklim… Öfkenin değil merhametin, kutuplaşmanın değil kucaklaşmanın hâkim olduğu bir ülke.
Çünkü barış yalnızca silahların susması değildir.
Barış; insanların birbirinin acısını anlayabilmesi, aynı sofrada oturabilmesi ve çocukların geleceğe korkusuzca bakabilmesidir.
Bu Nevroz’da yakılan ateşlerin, sadece meydanları değil kalplerimizi de aydınlatmasını diliyorum. Birbirimize daha fazla kulak verdiğimiz, geçmişin yüklerinden ziyade geleceğin umuduna odaklandığımız bir Türkiye hayaliyle…
Belki o zaman Nevroz ateşi gerçekten amacına ulaşmış olacak:
Bir halkın değil, bu ülkenin bütün insanlarının ortak baharını müjdelemek.
2026 Nevroz’unun Türkiye’de iç barışın, kardeşliğin ve ortak geleceğin kapısını aralaması dileğiyle…
Nevroz pîroz be.
Bahar hepimize umut getirsin.