Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Avukat Muhammed Ali Özdemir, sosyal medyaya yönelik yaş ve kimlik düzenlemesini değerlendirerek çocukların korunmasına yönelik adımların önemli olduğunu, ancak bu sürecin tüm toplumun kişisel verilerinin toplanmasına dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen düzenlemeye göre, sosyal ağ sağlayıcıların 15 yaş altına hizmet veremeyeceği, 15 yaş üstü için ise daha güvenli ve ayrıştırılmış hizmet sunulacağı belirtiliyor. Özdemir, düzenlemelerin gerekli olduğunu ancak mahremiyet, anonimlik ve ifade özgürlüğü açısından riskler barındırdığını vurgulayarak, yaş doğrulamanın kimlik doğrulamaya dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.
Sosyal medya üzerinden çocukların ciddi risklerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Özdemir, “Özellikle çocukların sosyal medya üzerinden maruz kaldığı siber zorbalık, uygunsuz içerikler, manipülatif reklamlar, kişisel veri ihlalleri ve bağımlılık gibi birçok soruna çözüm olabilecek mahiyetteki yasal düzenlemeler Meclis’te görüşülüyor.” diye konuştu.
Yeni düzenlemenin yaş gruplarına göre farklı uygulamalar içerdiğini belirten Özdemir, “15 yaş altı çocuklara sosyal medya erişiminin tamamen kapatılması ve sağlayıcıların bu yaş grubuna hizmet vermemesi planlanıyor. 15-18 yaş arası çocuklara ise daha sınırlı, kontrollü ve filtrelenmiş bir hizmet sunulması öngörülüyor.” ifadelerini kullandı.
15-18 yaş grubuna yönelik planlanan sınırlamalara değinen Özdemir, “Bu yaş grubundaki çocuklar için; ebeveyn kontrolü ve onay mekanizması, kullanım süresi kısıtlamaları, 22.00 ile 06.00 saatleri arasında erişim yasağı, ücretli içeriklerde ebeveyn izni gibi şartlar gündemde. Özetle; 15 yaş altı için doğrudan bir hizmet yasağı istenirken, 15-18 yaş arası gençler için daha kontrollü ve sınırlı bir kullanım hedefleniyor.” dedi.
Düzenlemenin toplumsal ihtiyaçtan doğduğunu kaydeden Özdemir, “Bu düzenleme her ne kadar iyi niyetli bir ihtiyaçtan doğmuş olsa ve toplumun geniş kesimleri tarafından kabul görse de (Endonezya, İngiltere, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde de benzer yasalar mevcut), beraberinde bazı riskler de barındırıyor.” şeklinde konuştu.
Riskler üzerinde dikkatle durulması gerektiğini vurgulayan Özdemir, “Yaş doğrulaması ile kimlik doğrulaması arasındaki bulanık çizginin netleşmesi şart. Bu sistem, çocukları koruma amacından sapıp yetişkinleri de kapsayan bir ‘kimlik doğrulama’ sistemine evrilirse; anonimliği zayıflatan ve dijital gözetimi artıran bir yapıya dönüşebilir.” dedi.
Özdemir, “Sistem doğru kurgulanmazsa, çocukları korumak adına herkesin kişisel verisini toplayan bir yapı inşa edilebilir. Bu durum; mahremiyet, anonimlik ve ifade özgürlüğü bağlamında riskler taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.
Bakan Akın Gürlek’in anonim hesaplarla ilgili açıklamalarının kamuoyunda soru işaretleri oluşturduğunu belirten Özdemir, şöyle devam etti:
“Bakan Akın Gürlek’in geçtiğimiz günlerde anonim hesapların azaltılması ve hakaret suçu işleyenlerin tespiti noktasındaki açıklamaları kamuoyunda soru işaretleri oluşturdu. Unutulmamalıdır ki anonimlik bazen bir zorunluluktur; özellikle gazeteciler, aktivistler veya mağdurlar haklı gerekçelerle kimliklerini gizli tutmak isteyebilirler.” dedi.
Özdemir, açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı: “Güvenlik adına kurulan her sistem, özgürlüğü tehdit ettiği anda yeniden düşünülmelidir. Çocukları korumak devletin görevi olduğu kadar, ifade özgürlüğünü sağlamak da devletin en temel görevlerinden biridir.”
