Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İnsan bazen bu sözü duyunca sadece başını sallayıp geçiyor. Ama bazı geceler var… İçin daraldığında, kimseye anlatamadığın bir ağırlık çöktüğünde, işte o zaman bu söz gelip insanın kalbine dokunuyor.
Gölge dediğin şey öyle kendi başına çıkmaz ortaya. Işık olacak ki gölge düşsün. Yani ne kadar karanlıkta hissedersen hisset, aslında bir yerlerde hâlâ bir ışık yanıyordur. Belki uzakta… Belki zayıf… Ama vardır.
Biz ne yapıyoruz peki? Çoğu zaman o karanlığa dalıp gidiyoruz. “Bitti” diyoruz, “artık düzelmez” diyoruz. Oysa belki de sadece yorulmuşuzdur. Belki de sadece yanlış tarafa bakıyoruzdur.
Bak etrafına… İnsanların yüzüne dikkat et. Herkesin içinde bir hikâye, bir sızı var. Kimi susarak taşıyor derdini, kimi öfkeye sarılıyor, kimi de içten içe kırılıyor. Ama ortak bir şey var: Herkes bir şeyleri kaybettiği için değil, bir zamanlar sahip olduğu için üzülüyor. Sevdiği için canı yanıyor insanın. Değer verdiği için içi parçalanıyor.
Biz gölgeyi görünce korkuyoruz. Kaçmak istiyoruz. Hemen bitsin istiyoruz o his. Ama bazen kaçmak yerine durup hissetmek gerekiyor. O karanlığın içinde biraz kalmak… Çünkü insan en çok orada kendini duyuyor.
Açık konuşalım… Karanlık zor. Öyle kolay kolay “geçer” denilecek gibi değil. İnsanı yorar, uykusuz bırakır, içini kemirir. Bazen insan kendine bile yabancılaşır. Ama işte tam o noktada, o gölgenin içinde bile bir şey fısıldar: “Sen hâlâ buradasın… ve ışık da hâlâ bir yerde.”
Belki de mesele hayatla kavga etmek değil… Belki mesele, biraz durup yönünü değiştirmektir. Gölge nereye düşüyorsa, ışık tam karşısındadır. Bazen sadece başını kaldırman gerekir.
Bugün herkesin içinde bir yük var, bunu inkâr edemeyiz. Ama bu kadar karanlık hissediyorsak… bu, bir zamanlar ne kadar aydınlık olduğumuzu da gösterir. Ve belki de o ışık sandığımız kadar kaybolmuş değildir.
Çünkü insan çoğu zaman ışığı kaybetmez…
Sadece yorgunluktan, kırgınlıktan, hayal kırıklığından yüzünü ondan çevirir.