Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Son günlerde hepimizin dilinde aynı soru var:
Bu ülkenin çocukları ne yapıyor? Nereye gidiyoruz?
Daha dün, hayatının baharında, öğrencilerine umut ve bilgi taşımaya çalışan genç bir öğretmen; Fatmanur Çelik, 17 yaşındaki bir öğrencisi tarafından bıçaklanarak hayattan koparıldı. Bu acıyı hangi kelimeler anlatabilir?
Eğitime verilen değerin azalmasından mı söz edelim?
Öğretmene yönelen saygısızlıktan mı?
Yoksa kalem tutması gereken ellerin silah ve bıçakla buluştuğu bilinçsizliğe mi yanalım?
Hepimizin içinde aynı isyan var:
“Bir şeyler yapılmalı…”
Ancak sadece söylemek yetmiyor.
Toplum olarak ahlaki erozyonun, şiddetin normalleşmesinin ve değer kaybının önüne geçmek zorundayız. Çünkü kaybettiğimiz sadece bir öğretmen değil; bir umut, bir gelecek, bir emektir.
Çok üzgünüm…
Artık neredeyse her sabah ülkemize kara haberlerle uyanıyoruz.
Ya gencecik bir öğretmen katlediliyor,
ya bir doktor şiddete maruz kalıyor,
ya da genç bir anne boşanmak istediği için hayatından oluyor.
Sürekli bir şiddet haberi…
Sürekli vicdanımızı kanatan olaylar…
Bu gidişat karşısında hepimize büyük sorumluluklar düşüyor.
Çünkü eğitim önce evde başlar.
Değerli anne babalar;
Evde verilmeyen değer, okul sıralarında mucizeyle oluşmaz.
Çocuğuna saygıyı, merhameti, sabrı öğretemeyen bir ebeveynin eksikliğini ne bir öğretmen tamamlayabilir ne de hayatın başka bir aşaması telafi edebilir.
Gençler bizim geleceğimizdir.
Yarınlarımızı emanet edeceğimiz nesiller bugün şekilleniyor.
Onlara sadece akademik başarıyı değil; vicdanı, empatiyi, sorumluluğu ve insan olmanın kıymetini öğretmeliyiz.
Şiddetin değil, şefkatin güçlü olduğunu göstermeliyiz.
Ben de bir öğretmenim.
Ben de bir anneyim.
Kendimi hangi tarafta düşünsem aynı acıyı hissediyorum.
Bu acı artık bireysel değil, toplumsal bir yaradır.
Artık sadece “Nereye gidiyoruz?” demek yerine,
“Bu gidişi nasıl değiştirebiliriz?” diye sormanın zamanı.
Çünkü bir toplumun geleceği sınıflarda başlar.
Ve o geleceğin temeli evde atılır.