TASARRUF TEDBİRLERİ NEDEN SADECE BASINA?

Yayınlama: 21.06.2026
A+
A-

Batman yerel basını uzun süredir ciddi bir ekonomik ve yapısal baskı altındadır. Ancak son dönemde bu baskı, artık “zorluk” boyutunu aşmış; doğrudan yerel basının çalışma alanını daraltan bir sürece dönüşmüştür. Bunun en temel gerekçesi olarak gösterilen “tasarruf tedbirleri”, ne yazık ki uygulamada yalnızca belirli bir kesime, özellikle de yerel basına yansıtılmaktadır.

Burada açık ve net bir soruyu sormak gerekiyor: Tasarruf tedbirleri gerçekten kamunun tüm harcamalarını mı kapsıyor, yoksa sadece yerel basın mı bu yükün altında bırakılıyor?

Bugün Batman’da kültürel etkinlikler, festivaller, organizasyonlar, tiyatrolar ve çeşitli kamu programları devam ederken, aynı hassasiyetin yerel basın için gösterilmemesi ciddi bir çelişkidir. Milyonlarca liralık organizasyonlar sürerken, yerel gazetelerin ve basın emekçilerinin “tasarruf” adı altında kıskaca alınması kabul edilebilir bir durum değildir.

Yerel basın; gece gündüz demeden, yağmurda, çamurda, soğukta, sahada, kamu kurumlarının her faaliyetini halka ulaştıran bir yapıdır. Bu emek görmezden gelinerek, basın yalnızca “çağrıldığında haber yapan bir araç” gibi görülmemelidir. Yerel basın, kamu ile halk arasında köprü görevini üstlenen en kritik yapılardan biridir.

Ancak bugün gelinen noktada bu köprü zayıflatılmakta, hatta bazı yerel basın neredeyse işlevsiz hale getirilmektedir. Tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek gazete çalışan sayıları en alt seviyelere düşürülmüş, birçok basın kuruluşu ayakta kalma mücadelesi vermeye zorlanmıştır.

Daha da vahimi, gazetecilik mesleğinin kim tarafından yapıldığı konusundaki karmaşadır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na kayıtlı, basın kartı sahibi ve mesleğini yalnızca gazetecilik üzerinden sürdüren gerçek basın emekçileri ile; farklı kurumlarda çalışıp aynı zamanda gazetecilik yapan ya da sosyal medya üzerinden kendini “gazeteci” olarak tanımlayan kişiler aynı zeminde değerlendirilmektedir ve bu büyük bir hatadır. Bu durum mesleğin ciddiyetini ve saygınlığını doğrudan zedelemektedir. Bu konu ile ilgilide iletişim başkanlığına başvuracağımızı belirtmek istiyoruz.

Gazetecilik bir yan iş değildir. Bir meslek hiç değildir ki başka bir kurumda maaş alırken aynı zamanda yürütülebilsin. Gerçek gazeteci, tüm mesaisini haber üretmeye, kamuoyunu doğru ve tarafsız bilgilendirmeye ayıran kişidir. Bunun dışındaki her yaklaşım mesleki tanımı bulanıklaştırmaktadır.

Bugün yerel basın ekonomik olarak ciddi bir daralma içerisindedir. Çalışan sayıları düşmüş, maaş ödemeleri zorlaşmış, yeni istihdam yaratma imkânı ortadan kalkmıştır. Hatta birçok kurum, mevcut çalışanlarını bile korumakta güçlük çekmektedir ve kapanmaya doğru gitmektedir. Bu durum sadece basın sektörünü değil, doğrudan istihdamı ve yerel ekonomiyi de olumsuz etkilemektedir.

Tüm bu tablo ortadayken, en temel beklenti şudur: Yerel basının yok sayılmaması. Çünkü yerel basın zayıflarsa, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma kanalı da zayıflar. Bu durum sadece gazetecilerin değil, tüm toplumun kaybıdır.

Buradan açıkça ifade ediyoruz: Yerel basın “idare edilecek” bir alan değildir. Desteklenmesi gereken, güçlendirilmesi gereken ve korunması gereken bir alandır. Kamu kurumlarının basın organlarına yönelik abone ve destek mekanizmaları yeniden ele alınmalı; gerçek gazeteciler ile diğer yapılar net biçimde ayrıştırılmalıdır.

Aksi halde bugün “tasarruf” adıyla başlayan süreç, yarın halkın haber alma hakkının ciddi şekilde kısıtlandığı bir tabloya dönüşecektir. Ve bu sorumluluğun altında sadece basın değil, sessiz kalan herkes olacaktır. Yetkilileri bu konu hakkında gerekli çalışmaları yapmaya davet ediyoruz.

Son olarak; Yerel basın susturulamaz, görmezden gelinemez, yok sayılarak yönetilemez. Çünkü basın sustuğunda, toplumun sesi de kısılır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.