Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Batman’ın tarihî ve kültürel hafızasının en önemli simgelerinden biri olan 925 yıllık Hasankeyf Ulu Camii, uzun süredir devam eden bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle harabeye dönme riski taşıyor. Çatlakların oluştuğu ve kuşların barınağı hâline gelen asırlık ibadethanenin bir an önce restore edilerek yeniden ibadete açılması isteniyor.
Batman’ın dünya çapındaki tarihî ilçesi Hasankeyf, son yıllarda turizm yatırımlarıyla çehre değiştirirken, ilçenin en önemli İslami sembollerinden biri olan tarihî Hasankeyf Ulu Camii adeta kaderine terk edildi. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin akın ettiği Hasankeyf Kalesi’nde yer alan asırlık mabet, bakımsızlık ve onarımsızlık yüzünden yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.
Bölgenin en eski İslami eserlerinden biri olarak kabul edilen ve yüzyıllar boyunca ezan seslerinin yükseldiği tarihî caminin mevcut görüntüsü yürek sızlatıyor. Aradan geçen uzun yıllar boyunca gerekli restorasyon ve koruma çalışmalarının yapılmaması sebebiyle, yapının ana duvarlarında ciddi çatlaklar meydana geldi. Gerekli temizlik ve bakımın da yapılmadığı mabet, son dönemde kargaların ve diğer kuşların barınağı hâline gelerek harabe bir görünüme büründü.
Hasankeyf’teki diğer birçok tarihî yapının taşınması veya restore edilmesi için büyük bütçeler ayrılırken, kalenin kalbindeki bu İslami mirasın göz ardı edilmesi hem bölge halkı hem de tarih meraklıları tarafından büyük bir üzüntü ve tepkiyle karşılanıyor.
Tarihçi Mehmet Nuri Çelik, yaptığı açıklamada Hasankeyf Ulu Camii’nin yalnızca bir mimari yapı değil, bu toprakların tapu senedi olduğunu vurguladı. Çelik, yapının köklü geçmişini şu sözlerle özetledi: “Hasankeyf Ulu Camii’nin inşasına, 12’nci yüzyılda Artukluların bölgeye hâkim olduğu dönemde, 1101 yılında başlanmıştır. Daha sonra 1325’te Eyyubiler tarafından büyük bir onarımdan geçirilerek bugünkü mimari hâlini almıştır. İlerleyen dönemlerde ise Mervaniler, Hamdaniler, Akkoyunlular ve Osmanlılar da çeşitli tadilat ve tamiratlar yaparak bu muazzam caminin günümüze kadar ulaşmasını sağlamışlardır.”
Caminin çok yakın bir geçmişe kadar fiilen kullanıldığını hatırlatan tarihçi Çelik, çöküş sürecini şu sözlerle anlattı: “Bu cami, Hasankeyf Kalesi’nin yerleşim alanı olduğu yüzyıllar boyunca, 1970’li yıllara kadar ibadete açık kalmış ve fiilen cemaatle namaz kılınan merkezi bir ibadethane olmuştur. Fakat 1970’lerden sonra, mağaralarda yaşayan insanların eski Hasankeyf şehir yerleşkesine taşınmasıyla birlikte bölgedeki nüfus azaldı ve cami ibadet edilemez duruma geldi. Nihayetinde, bakımsız ve onarımsız bir şekilde kendi kaderine terk edildi.”
Batman Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Özel İdare’nin çalışmaları sayesinde Hasankeyf Kalesi’nin çok önemli bir gezi alanı haline geldiğini belirten Çelik, yetkililere ve yöneticilere acil restorasyon çağrısında bulundu: “Her yıl binlerce ziyaretçi buraları gezmektedir; fakat böyle tarihi bir caminin ibadete açık olmaması, gelen ziyaretçiler açısından büyük bir eksiklik ve mağduriyet oluşturmaktadır. Ecdadımız, tıpkı karşıda dalgalanan bayrak gibi, bu toprakların İslam yurdu olduğunu göstermek için bu camileri birer sembol olarak buralara inşa etmişlerdir. İsteğimiz; bu caminin bir an önce onarılması, bakım ve temizliğinin yapılarak yeniden ibadete açılması ve namaz kılınacak şekilde düzenlenmesidir. Bu sağlandığı takdirde, buraya gelen insanlar alanda daha fazla vakit geçirebilecek ve bölge turizmi de canlanacaktır.”
