Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Batman’da yarım asra yakın bir süredir deklanşörün arkasında olan, kentin en eski esnaflarından emektar fotoğrafçı Ziver Akan (68), mesleğin analog (filmli) dönemden dijital çağa geçiş sürecini ve kaybolan usta-çırak kültürünü anlattı.
1982 yılından beri stüdyosunda Batmanlıların anılarını ölümsüzleştiren Akan, dijitalleşmenin hızı artırırken fotoğrafçılık sanatının ruhunu ve değerini zayıflattığını vurguladı.
Fotoğrafçılığa adım atış hikâyesini ve meslek geçmişini paylaşan Ziver Akan, dükkânın kapısındaki o eski fotoğrafa bakarak geçmişi yâd etti: “1958 doğumluyum. 1982’den beri, yani tam 44 yıldır bu mesleğin içindeyim. Yıllarımızı, ömrümüzü bu işe verdik. Bu zanaatı rahmetli ağabeyimden öğrendim. Asıl usta, işin ilk sahibi kapının önünde fotoğrafı bulunan ağabeyimdi. Bu mesleği uzun yıllar onunla omuz omuza yürüttük. O bıraktıktan sonra bayrağı ben devraldım ve hâlâ ilk günkü heyecanla devam ettiriyorum.”
Eski dönemlerde bir fotoğraf sanatçısının kelimenin tam anlamıyla bir kimyager ve ressam gibi çalışması gerektiğini belirten Akan, karanlık oda süreçlerinin zorluğunu şu sözlerle aktardı: “Bizim dönemimizde fotoğrafçılık çok büyük bir ustalık ve muazzam bir emek isterdi. Karanlık oda süreçlerimiz vardı; banyo ilaçları, bu ilaçların milimetrik ve doğru hazırlanması, filmlerin özenle yıkanması hayati önem taşırdı. Çıkan görüntünün ne çok koyu ne de çok açık olması gerekirdi. Fotoğrafın kaderi yapılan el rötuşuna bağlıydı. Kurşun kalemle negatif film üzerinde saatlerce çalışırdık. O rötuşu özenle yaptığınızda hem siz yaptığınız işten zevk alırdınız hem de müşteri memnun kalırdı. Eskiden eline kalem alıp rötuş yapamayan birine fotoğrafçı demezlerdi.”
Teknolojinin iş hacmini ve çalışma rutinlerini tamamen değiştirdiğini ifade eden tecrübeli usta, analog dönemin yoğun günlerini özlemle andı: “Eskiden iş yetiştiremezdik, o kadar büyük bir yoğunluk olurdu ki laboratuvarda bastığımız fotoğrafları koyacak yer bulamazdık. Stüdyonun ortasına komple gazeteler serer, fotoğraf kartlarını kurusun diye o gazetelerin üzerine yan yana dizerdik. Amatör fotoğrafçılar çektikleri filmleri banyo etmemiz için sırayla bize getirirdi. Bir kareden 5-10 tane baskı isteyen olur, toplam sayı yüzleri geçerdi. Şimdi ise her şey bitti, film kalmadı. Fotoğraf çekiliyor, 10 dakika içinde bilgisayardan basılıp teslim ediliyor. Bekleme dönemi de o işin sanatsal değeri de kalmadı.”
Dijitalleşme ve akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte mesleğin itibar kaybettiğini savunan Ziver Akan, düğün sektöründeki değişime de sitem etti: “Artık o eski usta rötuşları, o bekleyişler bitti. Dijital teknolojiyle birlikte, bilgisayarda iki tuşa basan herkes kendisini fotoğrafçı görmeye başladı. Eskiden düğünler evlerde, mahallelerde yapılır; gelin ve damatlar stüdyomuza gelirdi. Şimdi büyük düğün salonları var ve hepsi kendi fotoğrafçılarıyla anlaşmalı. Kendi çocuklarımın düğününde bile salonun kuralları gereği fotoğrafları ben çekemedim, dışarıdan fotoğrafçı getirdiler. Durum artık bundan ibaret.”
Eskiden Batman’da sayılı fotoğrafçı varken bugün her mahallede mantar gibi yeni stüdyoların açıldığını ancak pastanın küçüldüğünü belirten Akan, mesleğin geleceği konusunda karamsar: “Bugün Batman’da kaç fotoğrafçı var sayısını bile bilmiyorum. Ama işin asıl büyük kazancını düğün dış çekimleri ve salonlar alıyor. Bizim gibi geleneksel stüdyoların işi ise sadece vesikalık fotoğraflara kaldı. Cüzdan, ehliyet, pasaport, okul kaydı veya iş başvurusu olmasa dükkâna kimse gelmeyecek. Günde 2-3 müşteri gelse şükrediyoruz. Yakında bu kimlik evrakları için fotoğrafları da resmi kurumlar kendisi çekmeye başlarsa bu meslek tamamen tarih olur. Ne çırak yetişiyor artık ne de kalfa. Photoshop öğrenen stüdyo açıyor. Ya bu teknolojiye bir şekilde ayak uyduracaksınız ya da uzaktan seyredeceksiniz. Ben artık emekliyim, burayı bir meşgale, bir hayat bağı olarak açık tutuyorum. Bırakırsam boşluğa düşerim.”