Meclis gündemine getirilmesi planlanan 13. Yargı Paketi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ramanlı, süresiz nafaka uygulamasının hakkaniyete uygun şekilde yeniden düzenlenmesi ve infaz hukukunda ayrımcılığı ortadan kaldıracak eşitlikçi bir sistemin kurulması gerektiğini ifade etti.
“ADİL YARGILANMA HAKKINDAN ASLA TAVİZ VERİLMEMELİDİR”
Yargılamaların hızlandırılmasının önemli olduğunu belirten Ramanlı, “Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, ekim ayında 13. Yargı Paketi’nin Meclis gündemine getirilmesinin planlandığını ve özellikle yargılamaların hızlandırılmasına yönelik düzenlemeler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Yargının hızlanması elbette önemlidir. Ancak asıl hedef, adaletin zamanında ve hakkaniyetle tecelli etmesi olmalıdır. Geciken adalet kadar, yeterince araştırılmadan ve adaletten uzak şekilde verilen hızlı kararların da ciddi hak kayıplarına yol açacağı unutulmamalıdır. Yargılamalar makul sürede tamamlanırken adil yargılanma hakkından asla taviz verilmemelidir.” dedi.
“NAFAKA ÖLÇÜLÜ VE ADİL BİR SİSTEME KAVUŞTURULMALIDIR”
Paketten önemli beklentilerden birinin süresiz nafaka uygulamasının yeniden düzenlenmesi olduğunu ifade eden Ramanlı, “Nafaka; evlilik süresi, tarafların ekonomik ve sosyal şartları ile somut olayın özellikleri dikkate alınarak ölçülü ve adil bir sisteme kavuşturulmalıdır.” diye konuştu.
İnfaz hukukunda dönemsel, kişiye veya suç türüne göre farklılaşan düzenlemelerden vazgeçilmesi gerektiğini savunan Ramanlı, “Adli suç-siyasi suç veya farklı kategoriler üzerinden ayrım yapan bir infaz anlayışı, adalet ve eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz. Beklentimiz; ayrımcılığı ortadan kaldıran, öngörülebilir, kalıcı, herkes için tek, adil ve eşitlikçi bir infaz sisteminin hayata geçirilmesidir.” ifadelerini kullandı.
EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRETLİLERİ GÜNDEME GETİRDİ
Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde seyyanen zam talebiyle gerçekleştirilen eylem sırasında emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun hayatına son vermesine değinen Ramanlı, yaşanan olay nedeniyle ailesine ve yakınlarına sabır diledi.
Milyonlarca emekli ve dar gelirlinin geçim mücadelesi verdiğini belirten Ramanlı, “‘Para için değil, onur için’ çığlığı, emeklinin sadaka değil, yıllarca verdiği emeğin karşılığıyla insanca yaşamak istediğini açıkça ortaya koyuyor. Bugün mesele yalnızca maaşın kaç lira olduğu değildir. Asıl mesele, o maaşla ay sonuna kadar nasıl geçinilebildiğidir. Bir emekli, aldığı maaşla kaç kilo et alabiliyor, kaç ekmek alabiliyor, pazar filesini kaç kez doldurabiliyor; kirasını ve faturalarını karşılayabiliyor mu?” dedi.
Ramanlı, 2026 yılında net asgari ücretin 28 bin 75 TL, en düşük emekli aylığının ise 23 bin 552 TL olduğunu belirterek, açlık sınırının 38 bin lirayı, yoksulluk sınırının 120 bin lirayı ve tek başına yaşayan bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyetinin 48 bin lirayı geçtiğini söyledi. Gıda fiyatlarının yıllık yüzde 33,79, konut ve enerji giderlerinin ise yüzde 39,77 arttığını ifade eden Ramanlı, asgari ücret ve emekli maaşlarının hayat pahalılığı karşısında artırılması çağrısında bulundu.
Ramanlı, “Emekli sadaka istemiyor. Asgari ücretli alın terinin karşılığını alamıyor. Dar gelirliler insanca yaşamak istiyor. Yıllarca çalışıp prim ödeyen insanımız, ay sonunu getirebilmek ve torununa harçlık verebilmek istiyor; pazara giderken hesabını defalarca yapmak zorunda kalmak istemiyor. İktisadi politikaların merkezine faiz değil; insan, adalet ve sosyal devlet konulmalıdır. Emekli maaşları ve asgari ücret hayat pahalılığı karşısında insan onuruna yaraşır seviyeye yükseltilmelidir.” dedi.
AFGANİSTAN-PAKİSTAN ÇATIŞMASINA DEĞİNDİ
Afganistan ile Pakistan arasında yeniden başlayan çatışmalara da değinen Ramanlı, gelişmelerden endişe duyduklarını ifade etti.
Ramanlı, Afganistan’ın uzun yıllar süren savaşın ardından yeniden yapılanmaya çalıştığını belirterek, yeni bir çatışma ortamının ülkenin kalkınma çabalarına zarar vereceğini savundu. Pakistan ile Afganistan arasındaki sorunların geçici ateşkesler yerine kalıcı şekilde çözülmesi gerektiğini belirten Ramanlı, taraflara saldırıları durdurma, kalıcı ateşkes sağlama ve kapsamlı bir barış anlaşmasına yönelik diplomatik süreç başlatma çağrısında bulundu.
BM VE NETANYAHU’YA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Gazze’deki gelişmeler ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler’deki konuşmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ramanlı, BM’nin kapsamlı bir reforma ihtiyaç duyduğunu savundu.
Ramanlı, uluslararası sistemin birkaç devletin ayrıcalıkları ve veto hakkı üzerine kurulmaması gerektiğini ifade ederek, bütün ülkelerin daha adil ve eşit şekilde temsil edildiği bir uluslararası yapının oluşturulması gerektiğini söyledi.
SOSYAL MEDYA HESAPLARI İÇİN ÇAĞRI
Sosyal medya platformlarının iletişimin yanı sıra propaganda ve algı yönetimi amacıyla da kullanıldığını belirten Ramanlı, Türkiye’de “dezenformasyon” ve “milli güvenlik” gerekçeleriyle bazı sosyal medya hesaplarına yargı kararlarıyla erişim engeli getirildiğini hatırlattı.
Ramanlı, İsrail ordusuyla bağlantılı olduğunu belirttiği Türkçe sosyal medya hesaplarının faaliyetlerine de son verilmesini talep ederek, “Milli güvenlik hassasiyetleri bu denli net bir şekilde işletilirken; siyonist işgal rejiminin Türkiye'deki propaganda aygıtı olan ‘@TurkishIDF’ adlı hesabın ve benzerlerinin faaliyetlerine devam etmesi büyük bir çelişkidir.” ifadelerini kullandı.
Söz konusu hesapların Türkiye kamuoyuna yönelik dezenformasyon ve algı faaliyetleri yürüttüğünü ileri süren Ramanlı, İletişim Başkanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) bu hesaplarla ilgili işlem yapılması çağrısında bulundu.









