Anayasa’nın amir hükümlerini hatırlatan Ekmen, ifade ve protesto özgürlüğünün hiçbir makamın iki dudağı arasında olmadığını vurgulayarak konuşmasını şöyle sürdürdü: "Anayasa'nın 26. maddesi ifade özgürlüğünü, 34. maddesi ise toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını net bir şekilde teminat altına alıyor. Bu haklar, ne Ankara Valiliğinin ne İçişleri Bakanlığının ne de Sayın Cumhurbaşkanı’nın lütfettiği, ikram ettiği birer ihsandır. Bunlar doğrudan Anayasa’nın güvence altına aldığı temel insani haklardır. Sırf hoşunuza gitmeyecek birkaç cümle söylenebilir ya da birileri demokratik tepki için bir araya gelebilir endişesiyle bu haklar toptan ortadan kaldırılamaz. Eğer teröre işaret eden somut bir istihbarat veya durum varsa, savcılar bunu delilleriyle ortaya koyar. Ancak siz, ‘canımızı sıkacak tek bir söz söyleyebilirler’ korkusuyla koca bir şehri kilitliyorsunuz.”
Ekmen'in Dikkat Çektiği Anayasal Maddeler
Uygulanan katı yasakların Türkiye'nin uluslararası arenadaki imajına ve itibarında tamiri zor zararlar vereceğini belirten DEVA Partili Ekmen, vizyoner bir yönetimin yasaklarla değil, özgürlüklerin genişliğiyle övünmesi gerektiğini ifade etti: “İyi ve kendine güvenen bir yönetim, kendi ülkesindeki özgürlük alanlarını yabancı misafirlerine gururla göstermek ister. Kendi ülkesinin ne kadar ciddi bir hukuk devleti olduğunu, kendi vatandaşlarına ne kadar değer verdiğini ve tahammül sınırlarını kanıtlamak ister. Bütün yollar bomboş olduğunda, sokaklarda hiçbir Türk vatandaşı görülmediğinde, gelen misafir liderler sizin çok büyük ve önemli bir devlet olduğunuzu mu düşünecek? Tam aksine; bütün liderler sizin vatandaşını sokağa dahi çıkartmaktan korkan, ne kadar baskıcı ve otoriter bir yönetim olduğunuzu düşünecek. Türkiye’nin imajını güçlendiren şey polis barikatları ve yasaklar değil, demokratik özgürlüklerdir.”