Doğan, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kuruluş yıl dönümü anısına 1979’dan bu yana kutlanan Dünya Gıda Günü’nün, sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimin önemine dikkat çekmek amacı taşıdığını belirtti.
Gıda güvenliğinin doğrudan tarımla ilişkili olduğunu vurgulayan Doğan, “Gıdanın sofraya ulaşması için tarım zincirinin planlı, teknik ve sürdürülebilir şekilde işlemesi gerekir” dedi.
Açlıkla Mücadelede Küresel Eşitsizlik Vurgusu
Doğan, dünyada yaklaşık 700 milyon insanın açlıkla yaşadığına işaret ederek, “Gelişmiş ülkelerde obezite artarken, birçok az gelişmiş ülkede insanlar temel gıdaya dahi ulaşamıyor. Bu tablo, küresel gıda sisteminin adaletsizliğini ortaya koyuyor” diye konuştu.
"Gıda Tekellerine Bağımlılık Ciddi Bir Risk"
Küresel ölçekte gıda üretim zincirinin çok uluslu şirketlerin kontrolünde olduğunu belirten Doğan, bu durumun gıda güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. “Bu şirketlerin önceliği insanlara gıda ulaştırmak değil, kâr etmektir” dedi.
Ülkelerin yerli tohumlarını koruyup geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, “Her ülke kendi tohumunu üretmeli ve yerli üretimi teşvik etmelidir. Aksi halde gıda egemenliğimiz, dışa bağımlı hale gelir” değerlendirmesinde bulundu.
“Gıda Güvenliği, Bağımsızlık Meselesidir”
Doğan, gıda güvenliğini sadece tarımsal bir konu olarak değil, aynı zamanda stratejik bir bağımsızlık unsuru olarak gördüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bir ülke kendi gıda sistemini ve üretim gücünü koruyamıyorsa, gerçek anlamda bağımsız olamaz. Gıda güvenliği, milli güvenliğin de bir parçasıdır.”